ABD ve SSCB, Soğuk Savaş döneminin iki güçlü rakibiydi. Birbirlerinin önüne geçmek için hep bir taktik geliştirme çabasındaydılar.
FBI’ın, Washington DC’de bulunan Sovyet Büyükelçiliğine tünel kazarak dinleme cihazı yerleştirme operasyonuna değinelim. Bu operasyonun adı “MONOPOLY OPERASYONU” idi.
Soğuk Savaş dönemi casuslukların en zirvede olduğu bir dönemdi. ABD, Sovyetler’in tüm hamlelerini öğrenmek istiyordu ve bu karşılıklıydı. Bu dönemde FBI, çok ilginç bir fikir üretti ve Sovyet elçiliğinin altında bir tünel kazarak, elçilikteki telefon görüşmelerini dinlemek için bu tünellere dinleme cihazları yerleştirme düşünceleri vardı. Elçilik tam olarak operasyonun yapılması için çok güzel bir konumdaydı ve elçiliği takibe almak için ajanlar elçiliğin etrafındaki apartmanlara gizlice yerleştirilmişti.
FBI için buradan ötesi kolaydı. Apartmandan elçiliğe kadar bir geçit kazacaklardı. O dönemde elçilik binasının inşaatının yapılacağı bölgenin sorumlusuna FBI tarafından ulaşıldı. Ondan, arazideki 3 ağacın işçiler gönderilerek kesilmesini ve oraya çim tohumu ekeceklerini söylemelerini ve kütükleri saklamalarını istediler. Bu şekilde FBI, araziyi engelsiz bir şekilde görebiliyordu.
Elçiliğin yapılacağı yer, Washington’ın yüksek bir yerinde bulunduğu için ABD bu konuda da çok endişeliydi çünkü buradan Sovyetlerin gerek Beyaz Saray gerekse de Pentagon’u ses dalgaları ile dinlemesi kolay olabilirdi.
Ekip tünel kazmaya başladı ve bu çok zordu. Özellikle elçilik binasının altında bir tünel kazılacaksa bu daha da zordu. Gizlilik çok önemliydi çünkü bir kere yakalanmaları demek uluslararası alanda büyük bir skandala sebep olmak demekti. Kazı gizlilikle ve sessizce yürütülmeye çalışıldı fakat elçilik binasının altından gelen uğultular elçilik çalışanlarını büyük bir tedirginliğe itiyordu. Üstelik tünelde bazı zamanlar çökmeler oldu ve bu da çalışanları korkuttu. FBI, sesleri izole etmek istese de bu sesler elçilik içerisinde duyulmuş olabilirdi. FBI bu konuda ikiye bölünmüştü ve üst düzey bir yetkili bu konuda endişe duyduklarını çünkü bu proje için bütçelerinin çok büyük kısmını harcadıklarını söylemişti. Operasyon başarısız olursa FBI’ın milyonlarca dolarlık bütçesinden bu harcanan para boşa gitmiş olacaktı.
Tüneli kazarken engeller çoktu ve bunlardan biri de tünel kazılırken içeriye su sızması engellenmek zorundaydı ve bunu FBI nasıl yapacağını düşünüyordu. Tünelde ilerledikçe yeraltı su yollarına rastladılar. Bu da tüneli daha ne kadar kazacaklarını bilmemelerine ve operasyonun sıkıntıya gireceğini gösteriyordu. Bu operasyon onlar için büyük bir skandal olabilirdi.
Tünele yerleştirilen son derece gelişmiş casusluk teknolojisinin büyük kısmı çalışmadı. Bunun sebebinin ise Sovyetlerin bu cihazların çalışmasını engellediği sonucuna varıldı. Zira Sovyetler, ABD’nin dinleme yapmasına karşı temkinliydi. Pencere çerçevelerini dahi söküp kontrol edip tekrar monte etmişlerdi. Tünel konusunda kendileri de tecrübeli oldukları için alan zemininde 30-40 fit derinliğinde çukurlar açmış ve bu çukurlara tünel olup olmadığına dair sensörler eklemişlerdi. Bu yüzden de proje başarısız oldu ve iptal edildi.
2001 yılında yapılan bir soruşturmada, operasyonda görevli olan ajan Robert (Phılıp ya da Hansen) çifte ajan olduğu ortaya çıktı. Robert Phılıp(Hansen) in Sovyetlere bu operasyondaki kullanılan tekniğin ve malzemenin detayına kadar söylediği ortaya çıktı.
Operasyonun ifşa edilmesi ABD ve dünyanın her bir yerindeki insanlar için son dakika haberiydi. Bu haber bir tek 10 yıldır tünelin kazıldığını bilen Sovyet ajanlar ve Sovyet hükümet yetkililerini şaşırtmadı. Ama onlar da şaşırmış numarası yaptılar. Bu olay tarihe “Monopoly Operasyonu” olarak geçti.
Bugün hala yıllar geçse de iki ülke arasında ajan savaşları ve casusluk operasyonları hala devam ediyor.
Kaynak: Baroot
Fotoğraf: Vikipedia





