Dünya son 15 yılda çok değişti. Her yerde savaş, isyan, ayaklanma…
Öyle ki son 15 yılda dünyada ucundan köşesinden savaşa, iç karışıklığa, isyana, teröre maruz kalmamış ülke kalmadığı gibi çiğnenmeyen uluslararası hukuk kuralı, ahlak ve etik kuralı kalmadı.
Gerçekten insanın psikolojisini bozan ve her anlamda yıpratan gelişmeleri takip ettik.
Gelişen teknoloji sağolsun artık dünyanın öbür ucunda olan bir meseleyi bile aynı anda öğrenebildiğimiz için gerçekten her savaşı resmen yaşadık.
Bugün ise yeni konumuz VENEZUELA…
Uzun zaman sonra kaleme aldığım bu yazıda yaşananlardan ziyade yaşananların perde arkasına değineceğiz.
Bildiğiniz üzere ABD sabah Venezuela’yı bombalayıp öğleden sonra da Venezuela devlet başkanı ve eşini kendi ülkelerinden kaçırdı.
Her ne gerekçe ile olursa olsun; seçimle göreve gelmiş bir devlet başkanını kendi ülkesinden eşi ile birlikte kaçırmanın hukuki, ahlaki bir tarafı olamaz.
Ortaçağ’da bile savaşan devletlerin savaş kaybetmiş ve esir düşmüş devlet başkanlarına galip gelen tarafından hürmet ve iyi niyet ile muamele edilmiştir.
ABD’nin bu yaptığının hiçbir çağda yeri olmamıştır.
Her ne kadar tarihi bir yalan Timur’un, Yıldırım Beyazıt ve eşine kötü muamele ettiğini söylese de bu yalanın bizi soydaşlarımıza karşı kışkırtma amaçlı söylenen bir yalan olduğu ve Timur’un, Yıldırım Beyazıt ve eşine hürmette kusur etmeyip Yıldırım Beyazıt’a, kendi otağının yanında bir otağ kurdurduğunu bilmekteyiz.
Batı’nın barbar dediği Timur bile bugün ABD’nin yaptığını yapmamıştır.
Son olarak bugün ABD’nin Maduro ve eşine yaptığı bu hareketin aynısını Putin, Zelenski’ye yapsaydı veya Aliyev, Karabağ Savaşı’nda Paşinyan’a yapsaydı ayağa kalkacak olan Batı’nın bugün sessiz kalması da; bize Aliye İzzetbegoviç’in dediğinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermektedir.
“Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”
Bu yazdıklarım hususunda hepinizin hemfikir olduğunu düşünüyorum. O sebeple bu hususta daha fazla yazmayacağım.
Ayrıca burada asıl olarak bu meselenin arka planını bilmeli ve bu hususta konuşmalıyız zannımca.
Tüm yazılarımda olduğu gibi yine tarihi ve somut veriler ile Venezuela-ABD gerilimini tüm yönleriyle masaya yatıracağız.
Biraz uzun bir yazı lakin okumanızı tavsiye ederim.
VENEZUELA’NIN NEDEN ÖNEMLİ?
Venezuela her ne kadar bizim halk olarak pek gündemimizde olmasa da pek çok ülke açısından çok büyük önem arz eden bir ülkedir. Gerek ülkenin kaynakları, gerekse de ülkenin jeopolitik konumunu dikkate aldığımızda çok yönlü bir önem durumu karşımıza çıkmaktadıçıkmaktadır.
A-) Venezuela’nın Yer Altı Kaynakları
1-) Petrol:
Venezuela ekonomisi ağırlıklı olarak petrol üretimi ve ihracatına dayanmaktadır. Ülke GSYH’sinin %30’u, ihracat gelirlerinin %95’i ve kamu gelirlerinin %56’sını petrol sektöründen kaynaklanmaktadır. Venezuela’nın 2022 yılı için kanıtlanmış petrol rezervi 303,468 milyar varil, petrol üretimi 636 bin varil/gün; doğalgaz rezervi 5,541 trilyon metreküp, doğalgaz üretimi 23,7 milyar metreküptür.
Venezuela’nın petrol rezervi öyle inanılmaz boyuttadır ki tek başına tüm dünyanın onlarca yıllık petrol ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır.
Venezuela ABD’den 6 kat, Rusya’dan 4 kat, Kuveyt’ten 3 kat, Irak’tan 2 kat daha fazla petrol rezervi bulunmaktadır.
Petrol diyince aklımıza sadece fosil yakıtlar gelse de petrol çok yönlü bir ihracat kalemidir. Her ne kadar şuan bazı cahil kişiler tarafından elektrikli araçların sayısının artması ile petrole ihtiyacın azalacağı gibi yanlış bir algı olsa da durum elbette böyle değil. Zira petrol piyasasında binek araçların yakıt ihtiyacı çok düşük bir yüzdeye sahiptir.
Günümüzde hala jet motorları, büyük ticari gemilerin motorlarını çalıştıracak bir elektrik teknolojisi var olmadığı gibi, plastikten yağlama ekipmanlarına kadar dünyada pek çok ürün kalemi hala petrole bağımlıdır. Bu ürünlerin yerine geçebilecek başka bir teknoloji hala daha keşfedilmediği petrol uzun yıllar daha ülkelerin ihtiyacının büyük bölümünü kapsayacaktır.
2-) Altın:
Venezuela altın rezervi açısından da zengin bir ülkedir. Malum olduğu üzere altın her zaman olduğu gibi çok önemli bir maden statüsündedir. Venezuela ise bu konuda da çok şanslı bir ülke konumunda. Şuana kadar çıkarılan altınlauluslararası son araçtırmalar göstermektedir ki Venezuela’nın toprak altında çıkarılmamış 7 bin tondan fazla altını bulunmaktadır.
Ancak uluslararası anlaşmalar ile getirilen kısıtlamalar ve teknoloji eksikliği sebebiyle Venezuela uzun zamandır çok çok az miktarda altın üretimi yapabilmektedir.
Venezuela’nın toprak altındaki en az 7 bin tonluk altın rezervinin büyüklüğünü izah etmek için şöyle bir bilgi vereyim: Yeni süper güç Çin’in kasasındaki toplam altın miktarı 2304 ton, Rusya’nın 2330 ton, 3350 ton ve Almanya’nın 3350 tondur. Yani Venezuela toprakları altında Çin, Rusya ve Almanya’nın toplamından daha fazla altına sahiptir.
Bu kadar altın elbette muazzam bir ekonomik güç. Ancak Venezuela uzun zmaandır bu altınları çıkaramamakta.
3-) Nadir Toprak Elementleri:
Nadir toprak elementleri, kimyasal açıdan birbirine benzeyen ve birçok yüksek teknoloji ürününün üretiminde hayati önem taşıyan 17 elementin oluşturduğu bir cevher grubu.
Bunlar makinelerde, elektrikli araçlarda ve savaş uçaklarında kullanılan “kritik” mineraller olarak kabul ediliyor.
Büyük ölçüde Çin’in hâkim olduğu bu pazar, yeni bir rekabet, hatta ticari savaş alanı olarak öne çıkıyor. Ekim ayında Trump’ın Çin’e yönelik gümrük vergilerini yüzde 100’e çıkarmasıyla ayyuka çıkan ticaret savaşının perde arkasında da nadir toprak elementleri vardı. Zira Trump’ın bu hamlesi Çin’in nadir toprak elementlerinin ihracatını sıkılaştırmasının ardından gelmişti.
Venezuela hükümeti 2023’te kassiterit, nikel, rodyum, titanyum ve diğer nadir toprak elementlerini de stratejik kaynak ilan etti ve bu madenlerin ülke dışına çıkartılmasını devlet kontrolüne aldı.
Nadir toprak elementleri konusunda eli çok güçlü olmayan ABD’nin burnunun dibinde böyle madenlerin bolca bulunması da Venezuela’nın önemini ayrıca arttırmaktadır. Zira ABD, nadir toprak elementleri bakımından Çin ve Rusya’nın tekelinde olan bir pazara muhtaç. Bu açıdan ABD burnunun dibindeki bu fırsatı değerlendirmeku istemektedir.
4-) Doğalgaz:
Venezuela doğalgaz açısından da çok zengin bir ülke.
Öyle ki Venezuela kara ve denizlerinde toplamda en az 201 trilyon fit küplük rezerv ile Dünya’da 8. sırada.
Ancak yine uluslararası anlaşmalar ve teknoloji yoksunluğu sebebiyle Venezuela bu kaynaklarını daıu tam anlamıyla kullanamamakta.
Türkiye’nin büyük bir emek ve bedel ile yerli imkanlarla geliştirip hizmete aldığı ve Karadeniz ile Akdeniz’de hizmete girer girmez doğalgaz rezervi bulan milli sismik araştırma gemilerimizi hatırlayın. Bunlar aslında basit gibi görünse de çok büyük stratejik teknolojiler.
B-) Jeopolitik Konum
Venezuela konum itibariyle de çok önemli bir ülke.
1962’de dünyayı küresel nükleer savaşın eşiğine getiren Küba Füze Krizi’ni bir hatırlayalım.
O dönemde kıtalararası balistik füze teknolojisi günümüzdeki kadar gelişmiş değildi. Bu yüzden soğuk savaşta ABD ve SSCB birbirlerine karşı saldırı imkanları konusunda bir çıkar yol arıyorlardı.
ABD bu süreçte SSCB’nin burnunun dibindeki ülkemizi füze rampası olarak kullanmak istemiş ve dönemin Cumhurbaşkanı darbeyle başa gelen Cemal Gürsel ve 1961 Seçimleri sonucu iktidara gelen Başbakan İsmet İnönü, ABD’den gelen biraz hibe ve bolca kredi neticesinde İzmir’e nükleer başlıklı ABD Jüpiter Füzelerini konuşlandırmıştı.
SSCB de buna karşılık Küba’ya nükleer füze konuşlandırmak istemişti.
İşte dünyayı nükleer savaşın eşiğine getiren 1962 Küba Füze Krizi genel olarak bu şekilde cereyan etmişti.
Günümüzde de aslında Venezuela üzerinden benzer bir kriz yaşanmaktadır. Sadece bu sefer SSCB yerine Çin ve Rusya, nükleer füzeler yerine ise ticaret anlaşmaları bulunuyor.
Uzun bir süredir Çin ve Rusya, tamamen ABD’nin ticaret hegomonyası altında olan ve her geçen sene ticaret hacmi ve potansiyeli artan Güney Amerika Pazarı’na girebilecekleri bir kapı aramaltaydılar. Bu kapı da ABD ile uzun süredir limoni olan Venezuela idi.
ABD de Rusya ve Çin’in burnunun dibindeki ticari pazarı elinden almasına göz yummak istemiyordu elbette.
Ayrıca Venezuela konumu itibariyle de ABD’ye çok yakın.
Tüm dünyanın olası 3. Dünya Savaşı konusunda tedirgin olduğu bir dönemde
ABD’nin 2 baş düşmanının ticaret bahanesiyle ABD’nin burnunun dibinde askerî üsler kurması ABD tarafından kabul edilemez bir durum elbette. Zira Çin en başından beri Venezuela’da ticari yatırımlar ve yapacağı limanları korumak maksadıyla Venezuela Karasuları’nda ve topraklarında askerî varlık göstermek için Venezuela ile anlaşmıştı.
VENEZUELA’DA GAYRİ MEŞRU YAPILANMALAR
Venezuela her daim mafya ve karteller tarafından tüm Güney Amerika ülkeleri gibi ele geçirilmiş bir toplum yapısına sahip.
Bu karteller yerel halka maddi yardımlarda bulunarak yoksul halkın desteğini çekmekte ve gerek yerel halkın desteği gerekse de bölgenin dağlık ve ormanlık topografyası sayesinde saklanma ve kaçma imkanı bulmaktadır.
Ancak burada söz konusu olan bu durum tüm Güney Amerika ülkeleri için geçerli.
ABD ise Venezuela üzerinden başta fentanil olmak üzere pek çok sentetik uyuşturucunun ABD’ye sokulduğunu ve bu yolla ABD halkının zehirlendiğini iddia etmektedir.
Aslında Çin’in uzun süredir Güney Amerika ülkeleri üzerinden ABD’ye uyuşturucu sokulmasını el altından organize ettiği konuşulmaktadır. Bu iddialar gerçek olsa bile Çin’in bu hususta haklı bir intikam sebebi bulunmaktadır. Lakin bu husus başka bir yazı konusu olacağından dolayı buna daha sonra değineceğimi söyleyip konumuza dönelim.
Venezuela üzerinden ABD’ye uyuşturucu sokulduğu iddiası doğru bile olsa burada ABD’ye uyuşturucu sokan kartellerin tek kullandığı ülke Venezuela değil. Ne yazık ki tüm Güney Amerika ülkeleri bu hususta kötü bir karneye sahip.
Venezuela’nın tek farkı iştah kabartan yeraltı kaynakları ve ABD düşmanlarıyla yakın ilişki içerisinde olması.
VENEZUELA İÇ SİYASETİ NE DURUMDA?
Venezuela tüm Güney Amerika ülkeri gibi iç siyaseti karışık ve demokrasiyi tam manasıyla içselleştirememiş bir topluma sahip.
Ancak Maduro darbeyle değil seçim ile iş başına gelmiş bir devlet başkanı. Muhalefet uzun süre Maduro’yu sandıkta yenemedi. Bunun üzerine muhalefet son genel seçimleri boykot etme kararı alarak muhalif seçmeni son genel seçimlerde sandığa gitmemeye çağırdı. Pek çok muhalif seçmenin bu çağrıya uymasıyla ülkede son genel seçime seçmenlerin ℅40 kadarı katılmadı. Maduro’nun başını çektiği iktidar ise bu seçimde ℅82 oy alarak tekrar iktidar oldu.
Ülkedeki muhalefet ve Batı Ülkeleri bu boykotu bahane ederek Maduro’nun son seçilmesinin meşru olmadığını iddia ettiler.
Maduro’nun başını çektiği iktidar grubu ise muhalif seçmenin seçimi boykot etmesinin seçimi hileli hale getirmediğini ve seçimin kanunlara uygun yapıldığını ifade etmişti.
Aslında burada bir hukukçu olarak objektif bir değerlendirme yapacak olursam ülkedeki seçmenlerin ℅40 kadarının kendi isteğiyle sandığa gitmemesinin seçimi geçersiz hale getirmeyeceğini ifade etmek isterim.
VENEZUELA MUHALEFETİNİN ABD’YE KARŞI TUTUMU NEDİR?
Bu hususta yazabileceğim çok şey var ama size kısa bir bilgilendirme yapıp takdiri size bırakacağım. Zira gerçekten acınası bir durum söz konusu burada.
Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada; ABD’nin müdahalesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Venezuela’nın özgürlük saati geldi” ifadelerini kullandı. Machado, muhalefet mensubu bir diğer milletvekili ve Maduro’nun 2024 seçimlerindeki rakibi Edmundo Gonzalez’in devlet başkanlığı görevini üstlenmesi gerektiği belirtti.
Ne denilebilir ki… Her ne siyasî gerekçe ve saik ile olursa olsun; başka bir ülkenin gelip sabah senin ülkeni bombalayıp insanlarını sivillerini öldürüp, öğleyin ülkenin devlet başkanını ve eşini kaçırmasına alkış tutmak düpedüz ülkenin bağımsızlığına ve özgürlüğüne ihanettir.
Hain içeriden olunca kapı da kilit tutmamış doğal olarak…
Özetle; ABD yine bir ülkeye göz koydu, orayı soymak istedi, içerideki satın aldığı hainler iktidara gelemeyince de kafasına göre bir savaş sebebi uydurup bütün uluslararası hukuku, ahlak ve etik değerleri ayaklar altına aldı ve tüm dünyanın sessizliğinde satın aldığı hainlerin alkışları eşliğinde bir ülkeyi soyacak. Biz de ABD’ye söveceğiz. Bu düzen ne zaman değişir bilmem ama dünyada bu sessizlik oldukça daha çoook görürüz bu senaryoyu gibime geliyor.


Bilgilendirici bir yazı olmuş, kaleminize sağlık 🙏